Performans Pazarlama

  • B2B Marketing Nedir? 5 Adımda B2B Marketing Stratejileri

    B2B Marketing Nedir? 5 Adımda B2B Marketing Stratejileri

    Şirketlerin kullandığı birçok iş modeli bulunmaktadır. Şirketler satış yaptıkları kişilere göre B2B ( business to business),B2C (business to consumer) olarak ikiye ayrılırlar. E-Ticaret 101 Akademi olarak bu yazımızda hem satıcının hem de alıcının şirket olduğu B2B marketing  sürecini detaylı olarak anlatacağız. Keyifli okumalar dilerim.

    B2B Marketing Nedir?

    B2B marketing, iki şirketin aralarında ürün ve hizmet alış ve satışlarında ortak iş ilişkisi kurmalarına denir. Yani bir şirketin ürün veya hizmetleri başka şirketlere pazarlanıp satılmaktadır. İngilizce de “business to business” olarak geçen bu kavram “Şirketten Şirkete” demektir. Tüm şirketler, üretimlerini devam ettirebilmek için bir noktada B2B iş modeline uygun davranmak zorundadırlar. Bunun farkında olan şirketler, diğer şirketlerle iletişim, strateji ve bu stratejinin hangi kanallar üzerinden yürütüldüğü gibi etkenlere önem gösterirler. Bu etkenler sektöre, bölgeye, ülkeye göre değişiklik gösterse bile ilişkide olduğunuz şirketlerle iyi ilişkiler geliştirmek B2B marketing sürecinde hayati önem taşır. Emlak, inşaat, imalat, perakende, teknoloji, pazarlama ve satış B2B marketing yapılan sektörlere örnektir.

    B2B Marketing Nasıl Yapılır?

    Sektörlerin öncü firmaları, KOBİ’lerin büyük bir kısmı B2B marketing yaparlar. Ülkemizde bu kadar çok B2B marketing üzerine çalışılmasına rağmen B2B marketing nasıl yapılmalıdır konusunda yöntemleri anlatan kaynak sayısı çok azdır. Şimdi B2B marketing nasıl yapılmalıdır, yöntemleri nelerdir ele alalım. Öncelikle B2B marketing kısmının alıcı tarafındaysanız aldığınız ürün hakkında iyi bilginiz olmalı. Eğer satıcı kısmındaysanız da ürettiğiniz ürünün satılması için alıcı şirketle ortaklığınızı ve iletişiminizi olabilecek en iyi düzeyde tutmalısınız. B2B marketing sadece satıştan veya eskinin tekrarı olma durumundan çıkmıştır. Özellikle bugünün müşterisi, müşteri dilini iyi oluşturmuş iletişimi kuvvetli şirketleri tercih eder. Böylece siz de iş ortaklıklarınızda iletişimin önemini unutmayın ve pazarlama planınızın önemli bir yerini iletişime ayırın. B2B marketing yaparken önemli olan noktalardan biri de maliyet kar analizidir. Hem satıcı hem alıcı şirket alış ve satışlarını yapmadan birçok şirket ile temas kurarlar. Karar noktasını, şirketlerin yapacağı karın maksimum, maliyetlerinin ise minimum olması oluşturur.

    B2B marketing yaparken ortaklık ilişkilerinin güvene dayalı olması çok önemlidir. Ödeme süresi, satılan ürün veya hizmetin kalitesi gibi konularda güvenilir ilişkiler üzerine ortaklık kurmak önemlidir. Başarılı bir B2B marketing yapmak için ilişki kuracağınız müşterilerinize hitap edecek teklifler ve sektörel bilgi kaynağı içeren bir stratejiye sahip olmalısınız. B2B marketing nasıl yapılmalıdır daha iyi anlayabilmek için bir örnek verelim. Bir beyaz eşya üretimini ele aldığımızda içerisinde kullanılan parçalar aslında farklı firmalardan tedarik edilmiştir. Üretici firma iş ilişkisi kurduğu firmalara sipariş verir ve ürettiği parçaları satın alır.  Üretici firma parçaları birleştirerek ortaya bir ürün çıkarır. B2B iş modeli ile iş birliği yapan firmalar bu şekilde üretimlerine devam ederler.

    B2b marketing

    B2B Marketing Pazarlama Planı Nasıl Geliştirilir?

    1. Kapsamlı Bir Şekilde Hedeflerinizi Belirleyin

    B2B pazarlama stratejinizi belirlerken ilk olarak hedeflerinizi belirlemelisiniz. Bir stratejiyi anlamlı kılan şey hedeflerdir. Böylece bir stratejinin başarısı hedeflere ulaşma oranıyla eş değerdir. Bu nedenle işe ulaşılabilir bir hedef belirlemekle başlamalısınız. Ardından, B2B pazarlama stratejinizi ve  bunları nasıl başaracağınıza dair bir çerçeve oluşturmanız gerekecektir.

    2. Pazarınızı Ve Hedef Kitlenizi Tanımlayın

    Bu, özellikle B2B organizasyonları için hayati bir adımdır. B2C ürünleri genellikle daha geniş ve daha genel bir kitleye sahipken, B2B ürünleri ve hizmetleri genellikle belirli zorluklara ve ihtiyaçlara sahip farklı bir müşteri grubuna pazarlanmaktadır. Böylelikle bu kitleyi ne kadar dar bir şekilde tanımlayabilirseniz, onlarla doğrudan ilgili mesajlarla o kadar iyi konuşabilirsiniz.

    Bu noktada önerilebilecek en iyi strateji hedef kitlenizi tanımak olacaktır. Demografik bilgileri araştırın, sektörünüzdeki insanlarla görüşün ve potansiyel müşterileri nitelemek için potansiyel müşterilerle eşleştirebileceğiniz bir dizi özellik derlemek için en iyi müşterilerinizi analiz edin. Böylece potansiyel müşterilerinizi segmentlere ayırmanız her birine kişiselleştirilmiş stratejilerle yaklaşmanıza olanak verecektir.

    İlginizi Çekebilir: İşletmelerde Kişiselleştirilmiş Pazarlama Stratejilerinin Önemi

    3. B2B Pazarlama Taktiklerini Ve Kanallarını Belirleyin

    Hedef kitleniz hakkında sağlam bir rapor oluşturduktan sonra, onlara nasıl ve nerede ulaşmayı planladığınızı belirlemeniz gerekecek. Özellikle bir önceki adımda edindiğiniz bilgi, bu adıma rehberlik etmelidir. Potansiyel müşterileriniz hakkında aşağıdaki gibi soruları yanıtlamak isteyeceksiniz:

    • İnternette vakitlerini nerede geçiriyorlar?
    • Arama motorlarına hangi soruları soruyorlar?
    • Hangi sosyal medya ağlarını tercih ediyorlar?
    • Rakiplerinizin açık bıraktığı fırsat boşluklarını nasıl doldurabilirsiniz?
    • Hangi sektör etkinliklerine katılıyorlar?

    Bu sorular ile hedef kitlenizin önüne çıkabilmek için en doğru pazarlama kanallarını ve stratejilerini seçmeniz gerekir. Hedefleriniz doğrultusunda işinizin gelişimi için üzerine bolca düşünülmüş bir pazarlama stratejisi seçmelisiniz. Doğru planlamış stratejiniz ile müşterilerinizi arttırabilir ve satışlarınızın artmasını bekleyebilirsiniz.

    4. Pazarlama Stratejinizi Hayata Geçirin

    Üzerine düşünülmüş iyi bir strateji geliştirdiğinizde yapılması gereken en iyi şey onu hayata geçirmektir. Stratejinize dahil ettiğiniz her kanal için kampanyalar, yaratıcı içerikler ve güçlü harekete geçiren mesajlar ile potansiyel müşterilerinize ulaşmaya çalışmalısınız. Potansiyel müşterileriniz için dijitalde ne gibi uygulamalar yapabileceğinizi yazımızın devamında ele alacağız.

    5. Pazarlama Stratejinizi Ölçün Ve İyileştirin

    Stratejinizi ölçmek doğru yönde ilerleyip ilerlemediğinizi görmeniz açısından çok önemlidir. Böylelikle yüksek performanslı içeriğinizin neden performans gösterdiğini ve düşük performanslı içeriğinizin neden performans göstermediğini anlayabilirsiniz. Bu gibi verileri elde ettiğiniz zaman çabanızı ve bütçenizi daha akıllıca harcayacaksınız. Analitik danışmanlık ve öğrendiklerinizi uygulama konusunda ne kadar dikkatli olursanız, sürekli olarak iyileştirme ve hedeflerinizi aşma olasılığınız o kadar artar. İyi araştırılmış bir temelle bile, içerik ve kampanyaların oluşturulması, güvenebileceğiniz önemli katılım ve dönüşüm verilerine sahip olana kadar, doğası gereği çok fazla tahminde bulunmayı gerektirir.

    Müşterilerinizin yolunuzu belirlemesine izin verin. En çok tercih edilen ürün ve hizmetlerinizi kullandığınız pazarlama araçlarında öne plana çıkarmalı ve analiz etmeli, ardından yaptığınız pazarlama planınızı sektörel değişimlere göre iyileştirmeli ve performans göstermeyen pazarlama kanallarınızı optimize etmelisiniz.

    B2b marketing

    Etkili Dijital B2B Pazarlama Uygulamaları?

    Dijitalleşen dünyanın etkisiyle her alanda olduğu gibi B2B Marketing’de de dijital pazarlama araçları ve teknikleri çok önemli bir noktaya gelmiştir. Günümüz sektörlerinde değişim çok hızlıdır ve rekabet en üst düzeydedir. Bu yüzden esnek bir yapı inşa edip dijital pazarlama araçlarına büyük önem vermelisiniz. Şimdi bu B2B Marketing dijital pazarlama uygulamalarını detaylı olarak ele alalım.

    Dijital pazarlama faaliyetlerine başlamadan hedef kitlenizi çok iyi tanımalı ve persona oluşturmalısınız. Stratejilerinizi hedef kitlenize yönelik yapmalısınız.

    1. Blog

    Dijital pazarlama uygulamalarının en çok satan kısmı içeriktir. Ürün ve hizmetlerinizi tanıtan, faaliyetleriniz ilgili potansiyel müşterilerinize bilgi veren içerikler oluşturabilirsiniz. İçeriklerinizin Google’da üst sıralarda çıkıp satışlarını arttırmak istiyorsanız içeriklerinizi SEO uyumlu oluşturmalısınız. İçeriklerinize ürün ve hizmetlerinizin kaliteli fotoğraflarını eklemeyi unutmayın. Web sitenizde sadece yazılı içerik değil video olarak da faaliyetlerinizi anlattığınız ve müşterilerinizi bilgilendirdiğiniz içerikler yayınlayabilirsiniz.

    2. SEO

    SEO çalışmalarınıza önem vermelisiniz. Site içi SEO ve site dışı SEO stratejileri oluşturmalı veya profesyonel bir SEO danışmanıyla anlaşmalısınız. SEO ücretsiz olması ve iyi yapıldığı taktir de satışları arttırmasıyla  dijital pazarlama stratejilerinin en gözdesidir. Web sitenizde ürünlerinizin yer aldığı kısmı iyi düzenlemeli ve müşteri deneyimini en üst seviyeye çıkarmalısınız. Ürün başlıklarını, açıklamalarını ve ürün görsellerini optimize etmelisiniz. Google arama motorlarını sıklıkla optimize eder, siz de kendi SEO stratejiniz için SEO alanındaki güncel değişiklikleri takip edebilirsiniz. Site İçi ve site dışı SEO stratejileri hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak istiyorsanız sitemizdeki yazıları okuyabilirsiniz.

    İlginizi Çekebilir: Site İçi SEO Nedir ? 8 Maddede Site İçi SEO Çalışmaları

    3. Google Reklamları

    Bütçenize göre SEM(arama motoru pazarlamacılığı) denilen Google reklamları oluşturabilirsiniz. Google reklamları verirken kalite puanına dikkat etmelisiniz. Yüksek kalite puanı maliyetlerinizi düşürmede ve reklamınızı üst sıralarda çıkarmak için anahtar görevindedir. Google reklamları hakkında detaylı bilgi için sitemizdeki yazıyı okuyabilirsiniz.

    İlginizi Çekebilir: SEM Nedir? SEM’in Süreçleri ve Avantajları Nelerdir ?

    4. Sosyal Medya

    Dijital pazarlama tekniklerinde önemli bir nokta da şirketinizi sosyal medyada var etmektir. Sosyal medya günümüzde firmalar için müşterileriyle iletişim kurmak için önemli bir basamaktır. Sosyal medyada var olmak için hedef kitlenizi iyi belirmeli, paylaşımlarınızı ona göre düzenlemelisiniz. İşiniz için gerekli ölçümleri yaparak en doğru sosyal medya platformunu bulup orada işinizi büyütmelisiniz. Sosyal medyanızda müşterilerinize yer vererek sosyal ispatı kullanabilir potansiyel müşterilerin güvenini kazanabilirsiniz.

    İlginizi Çekebilir: Sosyal Medya Etkileşimlerinizi Arttırmak İçin 7 Etkili Yöntem

    5. E-Mail Bültenleri

    E-Mail pazarlamasının mazide kaldığını düşünmeyin. Mail pazarlaması hala dijital pazarlama stratejilerinde önemli bir yere sahiptir. E-Mail pazarlaması müşterilerinizle iletişiminizde ve yeniliklerinizi müşterilerinizle paylaşmakta önemli bir yere sahiptir.

    6. Podcast

    Podcast son yıllarda çok hızlı bir yükselişte ve gün geçtikçe podcast dinleyen sayısı artıyor. Bunu gören firmalarda bu alana yatırım yaparak işlerini tanıtan, misyon ve vizyonlarını yansıtan podcastler yayınlıyorlar. Siz de işiniz için podcast yayınlarını kullanabilir hedef kitlenize bu alandan ulaşmayı deneyebilirsiniz.

    Özetlemek gerekirse B2B marketing dünyada en çok kullanılan iş modeli çeşitlerinden biridir fakat yeteri kadar öğretici kaynak yoktur. Biz de E-Ticaret 101 Akademi olarak B2B marketing konusunda detaylı bilgi sahibi olmak isteyen kişiler için bu konuyu detaylı bir şekilde ele aldık. Umarım yazımız işinize faydalı olmuştur. Başarılar dileriz.

  • Web 3.0 Nedir? Monarşiden Demokrasiye Giden Yol!

    Web 3.0 Nedir? Monarşiden Demokrasiye Giden Yol!

    Web 3.0 Nedir?

    İnternet ortaya çıktığı ilk günden itibaren büyük bir değişim içerisinde. Ancak çoğumuz bu değişim serüvenine kendimizi kaptırıp arkasındaki teknolojik gelişmelerin farkına varamıyoruz. Örneğin hepimiz en az bir kez dahi olsa internetten alışveriş yapmışızdır. Ancak yaptığımız bu alışverişlerde sanal cüzdanların, online dijital ödemelerin ve daha fazlasının nasıl ortaya çıktığıyla ilgilenmemişizdir. Ancak hızla kullanmaya ve tüketmeye devam ediyoruz. Biz tüketmeye devam ederken de internet değişmeye ve evrilmeye devam ediyor. Peki şu an ne durumdayız?

    İnternetin mucidi olan Tim Berners Lee, 1989’da internetin birbirine linklerle bağlanan bilgilerden oluşacağını ve evindeki bilgisayarından internet sayesinde tüm dünyaya bağlanılabileceğini söylediğinde; herkes bunun çok iddialı olduğunu söyleyip onu ciddiye almamıştı. Çünkü insanoğlu bilmediğini reddetmeye alışkındır. Bilenlerin ise reddetmek için gerekli sebepleri vardır. (Burada ne demek istediğimi yazının geri kalanını okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız.)

    Web 3.0 Nedir?

    Web 3.0 Gelişim Süreci:

    Bilindiği gibi ‘World Wide Web‘, yalnızca bir dizi bilgi içeren ve etkileşimli içeriği olmayan statik bir web sitesiydi. İnternete bakan kişiler genelde bu sınırlı sayıdaki statik sayfaları sadece tüketiyordu. Kısacası kullanıcılar pasifti.

    Bunun arkasından Web 2.0 geldi. Web artık sadece gözlem yapmakla ilgili değil; katılmakla da ilgiliydi. Küresel bilgi paylaşımı ‘Sosyal Medya’ çağını doğurdu. YouTube, Wikipedia veya Twitter, sesi olmayanlara ses verdi ve benzer düşünceye sahip toplulukların gelişmesine yol açtı. Statik web siteleri yerlerini dinamik olanlara bıraktı. Bunların yanına cep telefonları da eklendi. Bu heyecanlandırıcı değişimler elbette güzel ancak eksik olan neydi?

    Web 3.0’a Geçiş:

    BM, tahmini olarak internet kullanıcılarının 2000-2015 yılları arasında 738 milyondan 3,2 milyara yükseldiğini belirtiyor. Bu, ortalıkta dolaşan akıl almaz miktarda veri demektir. Ve büyük dijital şirketleri de zamanla kişisel bilgilerin son derece değerli varlıklar olduğunu fark etmeye başladı. Böylece Amazon, YouTube ve Twitter’ın en büyük emanetçileri olduğu merkezi sunucularda; toplu veriler depolanmaya başlandı. İnsanlar bu hizmetlerin rahatlığı için güvenliklerini feda ettiler; bilseler de bilmeseler de kimlikleri, alışkanlıkları, aramaları ve online alışveriş bilgileri en yüksek fiyatı verene satıldı.

    Kısacası Google, Twitter, Facebook, YouTube, LinkedIn gibi aklınıza gelen tüm markalar, Web 2.0 sayesinde gelişti. Web 2.0 bu şekilde ilerlerken değişimi şart görenler oldu. Bir devrim gerekliydi. Örneğin internetin kurucusu Tim Berners Lee dahi Web 3.0’ ı uzun zamandır bekliyordu. Ancak bu geçiş bir türlü gerçekleşmedi. Bunun nedenleri uzun uzadıya anlatılabilse de çok temel bir unsur var: Merkeziyetçilik.

    Bugün Instagram veya Whatsapp çöktüğünde o merkezlerin düzelmesini beklemiyor muyuz? Hareket etmek için bu şirketlere bağlı kaldığımızı hissetmiyor muyuz? İşte bu büyük şirketler Web 3.0’ı ne kadar istiyor? Çünkü otoritenin olduğu yerde izinsiz gelişmeler hoş karşılanmaz. Ancak tüm bu engellere rağmen gelmekte olan gelecek mi, göreceğiz.

    Ayrıca Web 3.0 teknolojisi ile; birçok mesleğin yok olacağını söyleyebiliriz bu sebeple, yeni teknolojiye karşı olanlar listesine bu yok olmaya mahkum meslek gruplarını da ekleyebiliriz. Ancak unutulmamalıdır ki; bu yeni teknoloji ile birçok yeni meslek grubu da ortaya çıkacak. Sahi tüm canlıların hayatta kalabilmesi adaptasyon yeteneğine bağlı değil midir?

    Web 3.0 Gelişim Serüveni

    Bu şekilde internetin kısa serüveninden bahsettikten sonra internetin demokratikleştirilmesi olarak görülen Web 3.0’ı başlıklar altında inceleyelim.

    Gizlilik yanlısı ve tekel karşıtı web:

    Web 2.0 birçok güç yapısını demokratikleştirdiğini iddia ederek yeni fırsatlar yaratırken, ekonomik açıdan büyük ölçüde özelleştirildi ve tekelleştirildi. Bu büyük şirketler hâkim oldukları kamu altyapısı için özel ağlar oluşturdular. Web 3.0 ise bunun tam olarak antitezidir.

    Merkezi bir kontrol noktası yok (Merkeziyetsizlik):

    Aracılar denklemden çıkarılıyor, Ethereum gibi blok zincirler, kuralların kırılmaz olduğu ve verilerin tamamen şifrelendiği, güvenilir bir platform sağlıyor. Alphabet ve Apple artık kullanıcı verilerinin kontrolüne sahip olamayacak. Hiçbir hükümet veya kuruluş, siteleri ve hizmetleri öldürme yeteneğine sahip olmayacak ve hiçbir birey diğerlerinin kimliklerini kontrol edemeyecek. Elbette ki devlet yönetemeyeceği ve vergi alamayacağı hiçbir gelişimi sevmez. Kim bilir belki de Web 3.0 için olan gelişim bu sebeple bu kadar yavaş ilerliyordur.

    Veri sahipliği:

    Web 3.0 ile son kullanıcılar, verilerin tam kontrolünü yeniden kazanır ve şifreleme güvenliğine sahip olur. Bilgiler sadece izinli olarak paylaşılabilir. Şu anda Amazon gibi büyük şirketlerin yemek tercihleri, gelir, ilgi alanları, kredi kartı detayları ve daha fazlası hakkında bilgi depolayan sunucu fabrikaları var. Bu sadece hizmetlerini iyileştirmek için mi yoksa pazarlamacılar ve reklamcılar veriler için her yıl milyarlarca dolar ödedikleri için mi bilemiyoruz elbette.

    Hack’lerde ve veri ihlallerinde önemli azalma:

    Elbette ki hiçbir şey imkânsız değildir ancak gelmekte olan bu teknolojinin hacklenmesi çok zor gözüküyor. En azından şu anki durumumuzdan daha güvenilir olduğunu biliyoruz. Veriler merkezden dağıtılacağı için, bilgisayar korsanlarının tüm ağı kapatması gerekecek ve Vault7 gibi devlet destekli araçların modası da geçecek. Şu anda, internet şirketleri kullanıcı verilerini teslim etmeye veya tüm veri tabanının incelenmesine boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Bu veri ihlalleri yalnızca terörizm gibi büyük güvenlik tehditleri sebebiyle sınırlı değil elbette. Devletler verileri verme konusunda bu şirketleri zorluyor ve istediklerini de alıyorlar. Örnek olarak Coinbase gibi büyük bir şirketin verileri paylaşması için devlet eliyle nasıl zorlandığını anlatan haberi bu linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

    Kesintisiz hizmet:

    Web 3.0’da tek bir arıza noktası olmadığı için hizmet kesintisi minimum düzeyde olacaktır. Birden fazla yedekleme, sunucu arızasını veya ele geçirilmeyi önleyecektir. Bu hem sürdürülebilir ve kusursuza yakın hizmeti sağlayacak hem de güvenilirlik sorununu ortadan kaldıracak.

    Blok zincirleri:

    Herkes bir adres oluşturabilir ve ağ ile etkileşime girebilir. Kullanıcılar coğrafya, gelir, cinsiyet, yönelim veya diğer bir dizi sosyolojik ve demografik faktör nedeniyle engellenmeyecektir. Yani son derece eşitlikçidir. Servet ve diğer dijital varlıklar, dünyanın herhangi bir yerine hızlı ve verimli bir şekilde sınır ötesi transfer edilebilir.

    Tüm bunlara ek olarak, Web 3.0 şeffaf bir hizmet sağlıyor. Kulağa ütopik gelen bu müthiş yenilikler öğrendikçe ve geliştikçe bizleri heyecanlandırıyor. Bu teknolojinin olumlu birçok getirisi olacağından eminiz. Ancak; hep yaptığımız gibi bunu da tehlikeli hale dönüştürür müyüz? Veya ne zaman dönüştürürüz? Bunu bilmiyoruz elbette.

    Sonuç olarak internet; tüm hızıyla devam ederken bugün tam olarak tanımlanamasa da yine yeni bir serüvenin içerisinde. Zaten serüven halinde olduğu için de tanımlamak oldukça güç. Çünkü durağan değil. Ancak son zamanlarda duyduğumuz yapay zeka ve blockchain konularıyla oldukça iç içe. İşte bu sebeplerle görmezden gelmemiz mümkün değil. Fikir olarak eşitlikçi, şeffaf ve güvenilir olmayı vadeden bu teknolojiyi anlatmak oldukça heyecan vericiydi. Bilgiyle kalın.

    İlginizi Çekebilir: Blockchain Teknolojisi Nedir? – 101 Akademi

    Kaynakça:

    https://medium.com/@quantalysus/implications-of-web-3-0-b0aa4b185c6d

    https://shiftdelete.net/internetin-gelecegi-web-3-0-nedir

  • E-Ticarette Stok Yönetimi Nedir? Nasıl Yapılır?

    E-Ticarette Stok Yönetimi Nedir? Nasıl Yapılır?

    E-Ticaret sektörü, içinde bulunduğumuz pandemi koşullarında hızlı bir büyüme trendi yakaladı. Yapılan araştırmalara göre de bu sektör gelecekte daha da çok büyüyerek hayatımızın önemli bir parçası haline gelecek. Hızla büyüyen bu sektörde satış, sipariş, kargo gibi işlemlerin çok kısa sürelere indirilmesi E-Ticaret işletmeleri için stok yönetimi konusunda endişe verici olabilmektedir. İyi bir stok yönetimi stratejisine sahip olmak, rekabet avantajı elde etmek ve müşterilerini memnun etmek isteyen her E-Ticaret işletmesi için çok önemlidir. E-Ticaret 101 Akademi olarak bizde bu yazımızda envanter yönetimi konusunda sıkıntılar yaşayan işletmeler için E-Ticarette stok yönetimini detaylı olarak ele alacağız. Keyifli okumalar dileriz.

    E-Ticarette Stok Yönetimi Nedir?

    Stok yönetimi, ürünlerinizin kalan miktarını, ne kadar satılması gerektiğini, nerede tutulacağını ve ne kadar süre tutulacağını bilmektir. Kısaca E-Ticarette stok yönetimi, ürün tedarik etmek, depolamak ve satmaktır. Stok yönetimi tedarik zincirinin tüm adımlarını kapsar. E-Ticarette stok yönetimi sayesinde işletmeler, hangi ürünlerin stokta fazla veya az olduğunu ya da stokta olup olmadığını görebilmektedir. İyi bir envanter yönetimi stratejisi ve süreçleri, verimliliği artırmak ve işletme maliyetlerini düşürmek isteyen E-Ticaret işletmeleri için çok önemlidir.

    Doğru envanter yönetimi, bir işletmenin müşteri talebini karşılamaya yetecek kadar stoka sahip olmasını sağlamak için gereklidir. Envanter yönetimi düzgün bir şekilde ele alınmazsa, bir işletmenin ya doldurulamayan potansiyel satışlarda para kaybetmesine ya da çok fazla envanter stoklayarak para israfına neden olabilir.

    E-Ticarette stok yönetimi

    E-Ticarette Stok Yönetimi Neden Önemlidir?

    1. Satışlarınızı ve Karlarınızı Artırma

    Doğru bir stok yönetim stratejisi, müşterilerinize sağladığınız deneyimle birlikte satışlarınızın artmasını sağlar. Böylelikle artan satışlarınızla birlikte karılılığınızda artışa geçecektir. Satışlarınızın artması özellikle yoğun rekabet ortamında bir adım öne geçmeniz ve işletmenizin hayatta kalması için hayati önem taşır. Doğru seçilmiş stok yazılımları tarihsel faktörlere dayalı tahmini gelir artışı gibi veriler sunmaktadır. Bu yazılımlar, stoklama kararlarını önsezilere değil verilere dayalı olarak vermenizi sağlar.

    2. Müşterilerinizi Memnun Etme

    İyi bir stok yönetimini değerli kılan en önemli konulardan biri müşterilerinize sağladığınız memnuniyettir. Müşterileriniz sipariş ettikleri ürünleri bekledikleri bir zamanda alamıyorlarsa veya stokta bulunan bir ürün görüntüleniyor ancak ürünün mevcut olmadığı ortaya çıkıyorsa potansiyel müşterilerinizi çekmekte zorlanacaksınız demektir. Envanter yönetimi stratejinizi doğru yaparsanız yarattığınınız müşteri memnuniyetiyle satışlarınız artacak ve böylelikle rakiplerinize karşı avantajlı konuma geçmiş olacaksınız. Müşteriler genellikle iyi hizmet aldıkları E-Ticaret işletmelerinin web sitesine geri dönme ve diğer ihtiyaçlarını da bu işletmeden giderme eğilimindedir. Bu müşteriler istedikleri ürünlere her baktığında stokunuzun olduğunu gördüklerinde hep sizden alışveriş yapmak isterler. Böylelikle bunun gibi sadık müşteriler yaratmak için stokunuzu iyi takip etmeli ve hızlı yenilenen bir stok yönetim sistemi oluşturmalısınız.

    3. Çalışanlarınıza Değer Sağlama Ve Verimliliğinizi Artırma

    Dijitalleşmeden önce bir depo çalışanının bir siparişi öğrenmesi, siparişteki ürünlerin nerede saklandığını belirlemesi ve siparişi sevkiyat için paketlemesi için geçen süreyi bir hayal edin. Eskiden çok çalışılması gereken bu işler, envanter yönetiminiz iyi olduğu sürece dijital araçlarla halledilebilmektedir. Böylece iyi bir stok yönetim stratejisi ile zamandan tasarruf edecek, verimliliğinizi artıracak ve ekibinizden daha fazla değer elde edeceksiniz.

    4. Birden Fazla Stoku Kontrol Etme

    Tek ürün içeren depolar bazı işletmeler için bir strateji olabilmektedir. Bu strateji özellikle büyük işletmeler ve hızlı büyüyen işletmeler için kötü bir strateji olacaktır. Bu tarz büyük işletmelerin, kataloglarına ürün eklediklerinde bir plana sahip olmaları gerekir. İşletmeniz birden fazla depoyu tercih ettiğinde veya yurt dışına ürün satışı gerçekleştirdiğinde işler iyice karmaşık bir hal alır. Bu karmaşadan çıkmak için iyi bir envanter yönetimine ihtiyacınız vardır. Bir E-Ticaret stok yönetim sistemi, her ürünün nerede olduğunu söyler ve ürünler stokta azaldığında sizi uyarır. Böylelikle bir stok yönetim sistemi birden fazla depoya görünürlük sağlayarak, birbirine yakın veya birbirine uzak depoları yönetmenizi kolaylaştırır.

    5. Maliyetleri Düşürme

    Belki de iyi bir stok yönetimi stratejisinin en önemli konusu maliyetleri düşürmesidir. Stok yönetim sistemleri, ürünlerinizin ne zaman tükendiğini ve sahip olduğunuz ürünlerin ne zaman raf ömürlerinin sonuna yaklaştığını anlamanızı sağlar. Bu, ekstra depolama maliyetlerine ve ağır indirimlere olan ihtiyacı ortadan kaldırır.

    6. Bozulmaları Önleme

    Yiyecek gibi son kullanma tarihi olan bir ürün satıyorsanız, zamanında satmazsanız ürünün kötüye gitme olasılığı çok yüksektir. Stoku etkin bir şekilde yönetmek, gereksiz bozulmaları önlemenize yardımcı olur.

    7. Ölü Stoktan Kaçınma

    Ölü stok, artık satılamayan deponuzda gereksiz yer kaplayan stoktur. Mevsimi geçmiş, modası geçmiş veya başka bir şekilde alakasız hale gelmiş olabilmektedir. Özenli bir strateji benimseyerek, bu maliyetli envanter hatasını çözebilirsiniz.

    E-Ticarette stok yönetimi

    Örnekle E-Ticarette Stok Yönetiminin Önemi

    Stok yönetiminin ne kadar önemli olduğunu görebilmeniz için bir örnek inceleyelim. Teknolojik aletler sattığınız bir mağazanızın olduğunu düşünelim. Bu mağazanızın yanında ürünlerinizi sattığınız bir web siteniz var. Beklenmedik bir şekilde gerçekten iyi satılan bazı yeni telefon kılıfları aldınız. Onları satmaya başladığınız ilk sabah tükendiler. Siz kapanmadan hemen önce, elinizdeki son 10 üründe satın alındı. Belli ki çok mutlusunuz ama internetten siparişlerinizi kontrol ettiğinizde üç tane daha sipariş aldığınızı görüyorsunuz. Tedarikçiyi ararsınız, ancak gelecek haftaya kadar size daha fazlasını gönderemezler. Sonuç olarak bu üç müşteriye ulaşmalı, özür dilemeli, paralarını iade etmeli ve kızmamalarını sağlamaya çalışmalısınız. Siz sadece 3 ürün satışı kaybetmediniz aynı zamanda 3 yeni müşteri kaybetmiş oldunuz. Örnekte gördüğümüz gibi E-Ticarette kötü bir envanter yönetimi, potansiyel müşterilerinizin sizden uzaklaşmasına ve aynı zamanda işletmeniz için kötü bir imaja sebep olur.

    E-Ticarette Stok Yönetimi Yöntemleri

    1. İlk Giren İlk Çıkar(FIFO)

    FIFO olarak da bilinen İlk Giren İlk Çıkar yöntemi, en yeni stokunuzun değil, en eski stokunuzun ilk olarak satılacağı anlamına gelir. Bu yöntem, malların doğal akışına yardımcı olur. Bu strateji çoğunlukla işletmelerin bozulabilir ürünlerle uğraştığı yemek servisi veya gıda tedarik endüstrilerinde kullanılır. Böylelikle satılamaz bozulmalarla karşı karşıya kalmazsınız. Bununla birlikte, özellikle ürünleri gereğinden uzun süre barındırmak istemeyen işletmeler FİFO uygulayabilmektedir. FİFO yöntemi eski stokların tekrar sayılmasını önlediği için kayıt tutulmasını kolaylaştırır. Böylelikle FİFO yöntemini kullanmak, yüksek bir stok rotasyonuna sahip olabileceğiniz anlamına gelir. Bu yöntem, stokunuzu taze tutar ve satışlarınızı artırmanızı sağlar. Fakat satın alınan malzeme veya mallar dalgalı fiyat modellerine sahipse, FİFO uygun bir strateji olmayacaktır. Bu, alınan malların maliyeti ile satılan malların maliyetleri arasında tutarsızlıklara neden olabilmektedir.

    2. Son Giren İlk Çıkar(LIFO)

    Son giren ilk çıkar yöntemi, en son satın aldığınız ürünün önce satılması anlamına gelir. Esasen FIFO yönteminin tam tersidir. Bu yöntem, fiyatların istikrarlı bir şekilde arttığı varsayımı altında çalışır. Böylelikle en son satın alınan stok aynı zamanda en yüksek maliyetli olacaktır. LİFO yöntemi, enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde faaliyette bulunan işletmelerde, satılan ticari mal maliyetinin yüksek, mal satış karının düşük çıkmasına neden olur. Bu durum LİFO kullanmanın mantıklı olmasının tek nedenidir. Genel olarak LİFO, stoku yönetmek için gerçekten kullanılması zor bir yöntemdir. En eski malınızı rafın arkasında tutarsanız, belirli bir noktada eskimiş ve satılamaz hale gelme olasılığı daha yüksektir. Bu, hem bozulabilir hem de bozulmaz ürünler için geçerlidir. Ürünler hasar görebilir, aşınabilir ve modası geçmiş olabilir.

    3. Par Düzeylerini Belirlemek(Minimum Geçerli Stok)

    Par seviyeleri, her zaman minimum miktarda stok sağlayarak E-Ticaret işletmeleri için güvenlik ağı görevi görür.  Bu yöntem, aynı zamanda emniyet stokunun tutulması olarak da bilinmektedir. Yiyecek veya bozulabilir ürünlerle uğraşmadığınızı varsayarsak, tüm E-Ticaret işletmelerinin minimum geçerli stokları olmalıdır. Basit bir örnek vererek daha iyi anlayalım. Günde ortalama bir birim satan bir ürününüz var. Biliyorsunuz ki o ürünü deponuzda üretip yerine getirmeniz 30 gün sürüyor. Bu nedenle, stoksuz kalmamak için par seviyenizin 30 birimin üzerinde olması gerekir. Bu oldukça basit bir örnek. Satın alma eğilimlerinin çoğu bu kadar basit değil ve yıl boyunca büyük ölçüde dalgalanmaktadır. Bu nedenle, talebi karşılamak için par seviyeleriniz sürekli olarak gelişmelidir. Tüm bu hususlar sadece belirli bir ürün içindir. Bu nedenle doğru bir şekilde stoklamak istiyorsanız her ürünü duruma göre değerlendirmeniz gerekir.

    4. ABC Analizi Yönetim Sistemi

    Bir ABC analizi gerçekleştirmek, sipariş karşılama stratejinizi bireysel ürün hatlarına veya kategorilere göre uyarlayarak gelirinizi en üst düzeye çıkarmanıza yardımcı olur. Örneğin, Kategori A, değeri yüksek, ancak miktarı düşük ürünleri içerebilir. Kategori B, değeri orta, miktarı orta olan ürünler. Ve Kategori C, değeri düşük ve miktarı yüksek ürünlerdir. ABC analizi gerçekleştirmek için adım adım süreç şu şekildedir:

    • Analiz altındaki belirli bir ürün hakkında veri toplayın.
    • Her stok öğesini en yüksekten en düşük maliyete doğru sıralayın.
    • Envanteri ABC kategorilerine ayırın. Kategori A kalemleri tüm ürün hattınızın %15-20’sini, ancak maliyetlerinizin %80’ini temsil eder. Benzer şekilde, kategori B kalemleri ürünlerinizin %30-35’ini ve maliyetlerinizin %15’ini temsil eder ve Kategori C kalemleri ürünlerinizin %50’sini ve maliyetlerinizin %5’ini temsil eder.
    • Oluşturduğunuz kategorilerin gerçek satın alma eğilimlerini yansıtmasını sağlamak için aylık veya üç aylık analizler yapın.

    5. 3PL Sistemi

    Üçüncü taraf lojistik (3PL olarak kısaltılır), diğer işletmeler için E-Ticaret lojistiği yapan işletmelerin uygulamasıdır. 3PL sağlayıcıları, üzerinde anlaşılan bir ücret karşılığında, E-Ticaret müşterileri için envanter yönetimi, depolama ve sipariş karşılama dâhil (ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere) temel lojistiği idare eder. Her 3PL satıcısı, teklifleri, uzmanlığı ve daha karmaşık tedarik zinciri görevlerini yerine getirme becerisi bakımından farklılık gösterir.

    6. Düzenli Stok Denetimi

    İster yazılımla çalışıyor olun isterseniz de manuel yöntemlerle çalışıyor olun düzenli stok denetimi çok önemlidir. Stok denetiminin birkaç yolu vardır:

    1. Tam Denetim

    Bu yöntem depodaki her öğenin tam sayımıdır. Uzun, yorucu ve genellikle yılda bir veya iki defadan fazla yapılmamaktadır.

    2. Kısmi Denetim

    Bu işlem aynı zamanda döngü sayımı olarak da bilinmektedir. Sahip olduğunuz her ürünü tam saymak yerine, kısmi bir denetim sayımı yıl boyunca böler. Böylece kayıtlı sayımlarınızla her zaman bir şeyler kontrol edilmektedir. Kısmi denetimleri kullanmanın bir avantajı, deponun geri kalanı için sayımlarınızın doğruluğu hakkında bir fikir edinmek için döngü sayımlarınızdan birinin doğruluğunu kullanabilmenizdir.

    3. Nokta Denetimi

    Nokta kontrolü ile istediğiniz zaman rastgele bir ürün seçer ve gerçek sayımı yazılımınızdaki sayılarla karşılaştırırsınız. Bu yöntem, sayımlarınızın doğruluğunu periyodik olarak test etmenin iyi bir yoludur.

    E-Ticarette stok yönetimi

    E-Ticarette Stok Yönetimi Yazılımı Nasıl Seçilir?

    Wasp’ın araştırmasına göre küçük işletmelerin %43’ü stoklarını yönetmek için hala manuel yöntemler kullanıyor. Bunun anlamı, küçük firmaların %43’ü hala hatalara karşı savunmasızdır. Bu nedenle, bir yazılım aracına sahip olmak, kaostan ve insan hatalarından kaçınmaya yardımcı olur. Ancak, doğru stok yönetimi yazılımını seçmek küçük bir başarı değildir. Gerçekten işinizin doğasını, şirketinizin büyüklüğünü, belirli zorlukları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurmalısınız. Doğru envanter yönetimi yazılımı seçimi için GoCodes şu soruları sormanızı önerir:

    • Kaç kullanıcının erişime ihtiyacı olacak?
    • Yazılım, şirketiniz büyüdükçe ölçeklenebilirliğe izin veriyor mu?
    • Yazılım diğer sistemlerle entegre olabilir mi?
    • Veri taşıma yardımı sağlayabilir mi?
    • Sistem özelleştirilmiş raporlamaya izin veriyor mu?
    • Envanterinizin geçmişini denetlemenize izin var mı?
    • Yazılım, çalınan, kaybolan veya yanlış yerleştirilmiş envanter önlemenize izin veriyor mu?
    • Envanter yönetimi yazılımına birden fazla cihazda erişmeniz mi gerekiyor?
    • Sorun giderme sırasında teknik desteklerinin kalitesi nedir?

    E-Ticaret sektöründe yaygın olarak tercih edilen envanter yönetimi yazılımlarının özellikleri şunlardır:

    • Verileri gerçek zamanlı olarak analiz edebilen;
    • Fazla ve eksik stoklamayı hesaba katan;
    • Mevsimselliği dikkate alan;
    • Ürünün yaşam döngüsünün neresinde olduğuna ilişkin ayarlamalar yapan yazılımlar E-Ticaret sektörünün tercih ettiği yazılımların öncelikli özellikleridir.

    Bazı durumlarda manuel olarak da stok kontrolü yapmak önemlidir. Özellikle çalınan eşyaların hesaba katılmasına ve fazla veya eksik stoklama sorunlarının önlenmesine karşı manuel kontrol önem taşımaktadır.

    İlginizi Çekebilir: E-Ticaret Dönüşümünde Yapay Zeka Etkisi

    Sonuç olarak iyi bir stok yönetimi stratejisine sahip olmak işinizi fazlasıyla kolaylaştırır. Doğru yazılımların ve anlattığımız tekniklerin bir karışımını kullanmak, maliyetlerinizi düşürdüğü gibi satışlarınızda da büyük bir oranda artış sağlayacaktır. E-Ticaret 101 Akademi olarak bizde E-Ticarette stok yönetimi konusunda sıkıntılar yaşayan işletmeler için bu konuyu detaylı olarak ele aldık. Umarım yazımız sizin için faydalı olmuş ve işiniz için aydınlatıcı bir yol olmuştur. Başarılar dileriz.

    Kaynakça:

    https://www.shopify.com/retail/inventory-management

    https://www.doofinder.com/en/blog/stock-control-ecommerce

  • Fintech Nedir? 10 Maddede Fintech Sektörünün Faydaları

    Fintech Nedir? 10 Maddede Fintech Sektörünün Faydaları

    Teknolojinin her gün gelişmesiyle dijital araçlar hayatımızda önemli bir yer tutmaya başladı. Gelişimi her geçen gün artarak süren bu dijital araçlar hayatımızı kolaylaştırmaya devam ediyor. Bu dijital araçlardan biri de finans ve teknoloji sektörünün kümülatif bir şekilde gelişmesiyle ortaya çıkan fintech sektörüdür. Bu yazımızda dijital dünyanın yeni gözdelerinden fintech sektörünü detaylı olarak anlatmaya çalışacağız. Keyifli okumalar dilerim.

    Fintech Nedir?

    2015 yılının başında hayatımıza giren fintech (Finansal Teknoloji), teknoloji ve finans sektörlerini harmanlayarak geleneksel finans hizmetlerinin teknoloji aracılığıyla yapılabildiği gelişmiş bankacılık sistemidir. Finansal Teknoloji sektörünün amacı finansal işlemleri hızlandırarak ve kolaylaştırarak müşterilere daha etkin hizmet verebilmektir. Özellikle ABD ve İngiltere gibi ülkelerde yaygın olan bu kuruluşlar ülkemizde de gelişen genç bir sektördür.

    İlk başta sadece muhasebe alanında kullanılan bu sektör mobil uygulamaların yaygınlaşması ile daha çok kullanım alanı sunmaya başladı. Fintech artık para transferi, akıllı telefonunuzla çek yatırma, bir işe başlama için para toplama veya bir kişinin yardımı olmadan yatırımlarınızı yönetme, kripto para alımve satımı gibi finansal hizmetler sağlıyor.

    Bu sektörün bu kadar büyümesi ve yatırım almasının önemli iki nedeni var. Bunlardan birincisi blockchain teknolojisinin yükselişi, ikinci ve en önemli neden ise içinde bulunduğumuz Covid-19 pandemi koşullarında sektörün müşterilerine karşı sağladığı kolaylıktır. Pandemi şartlarında evinden dışarı çıkamayan insanlar için çevrimiçi finansal hizmetlerin tercihinin arttığı bu dönemde bu kuruluşlar hayatta kalmakla kalmayıp hızla büyümeye devam ettiler. Covid-19 salgının yarattığı bu gerçeklikle finansal sektörün hızla büyümesine devam etmesi hayli olası.

    Fintech Sektörünün Faydaları Nelerdir?

    1. Eskiden bir banka hesabı açmak için, birçok evrakla birlikte bir banka şubesine gitmeniz gerekiyordu. Fintechler ise nerede olursanız olun bu işlemi mobil uygulama üzerinden yapmanızı sağlıyor.
    2. Fintechler ile akıllı telefonunuzu “dijital cüzdan” haline getirebilir ve paranızı istediğiniz gibi harcayabilirsiniz.
    3. Finansal hizmetleri dijital ortamda sunan bu kuruluşlar kullanıcılarının hayatına hız ve kolay erişilebilirlik sağlamaktadır.
    4. Müşterilerine zamandan ve konumdan bağımsız hizmet sunan fintechlerin hizmet çeşitliliği geleneksek finansal hizmetlerden daha fazladır.
    5. Finans hizmetlerini dijital bir şekilde sağlamak iş gücü ihtiyaçlarını ve hata riskini azaltıyor. Böylelikle bu kuruluşların önemli bir faydası da maliyetleri minimalize etmesidir.
    6. Fintech kuruluşlarının, şube gibi fiziksel yapılar için harcama yapmasına gerek yoktur. Bu nedenle bu kuruluşlar birçok hizmette geleneksel yöntemlere göre fiyat avantajına sahiptir.
    7. Fintech kuruluşları her geçen gün artan inovatif fikirler ile büyümeye devam ediyor. Bu kuruluşların bu şekilde büyümesi bankalarında teknolojik olarak hizmetlerini geliştirmesine katkıda bulunuyor. Böylelikle bu sektörün rekabet oluşturması mevcut finansal modellere de yarar sağladığını gösteriyor.
    8. Fintech kuruluşları yatırımcıların bireysel yatırımlarını birisine ihtiyaç duymadan yönetmesini sağlıyor.
    9. Fintechler, kullanıcı dostu ara yüzleri ve kullanım hatasını en aza indiren yazılımlarıyla kullanıcılar için finansal işlemlerde daha güvenilirdir.
    10. Bu kuruluşlar sahip oldukları teknolojik çeşitlilik sayesinde müşterileri hakkında daha fazla veri toplayabilirler. Böylelikle fintech kuruluşları müşterilerine daha fazla kişiselleştirilmiş bir hizmet sunabilirler.

    İlginizi çekebilir: İşletmelerde Kişiselleştirilmiş Pazarlama Stratejilerinin Önemi

    Fintech Finans Sektörünü Nasıl Etkiliyor?

    • Çok Kanallı ve Şubesiz Bankacılık

    Fintech, finansal hizmetlerin bankalara özgü fiziki şubelere bağımlılığını azaltıp, bu finansal hizmetleri çevrimiçi ve mobil gibi dijital kanallara dönüştürdü. Son verilere bakarsak birçok bankanın bütüncül bankacılığı tercih ederek şube sayısını azalttığı söylenebilir.

    • Chatbot

    Chatbot son zamanların en gözde teknolojilerinden biridir. Müşteri memnuniyetini arttırıp maliyetlerin düşmesinde etkili olan chatbotlar fintech kuruluşları tarafından da en çok kullanılan teknolojilerdendir.

    İlginizi çekebilir: Chatbot Dünyasına Giriş 101

    • Yapay Zeka (AI)

    Fintech finansal hizmetlerinin temelini oluşturan yapay zeka, makine öğrenmesi ile birlikte dolandırıcılık tespiti için oldukça önemlidir. Bu tespit için bankaların kullandığı yazılımlar bir hileli işlem olduğunda uyarılar verir. Ancak daha profesyonelleşen dijital saldırıların tespiti artık daha da zorlaşmaktadır. Bu saldırılarla mücadele etmek için bankalar artık AI teknolojisi benimsiyor.

    • Mobil Bankacılık

    Akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla insanların telefonlarında geçirdiği vakitte artmaya başladı. Bu artış bankaları dijital finansal hizmetleri sunan mobil uygulamalar geliştirmeye zorladı. Günümüzde çoğu fintech kuruluşu ve bankaların kullanıcı dostu arayüzlü mobil uygulaması bulunmaktadır.

    • E-Cüzdan’lar

    Dijital finansal hizmetlerin yükselişinde E-cüzdanların hızlı bir şekilde büyümesi de büyük bir etkendir. E-cüzdan,  kişiselleştirilmiş teklifler, karlı geri ödemeler, ödül puanları gibi cazip teklifleri nedeniyle kullanıcıları çekmeyi başarmış durumdadır. Kullanıcıları çeken bu özelliklerinden dolayı birçok banka ve fintech kuruluşu e-cüzdanın öneminin farkına varmıştır.

    Türkiye’de ve Dünya’da Fintech Sektörü Ne Durumda?

    Türkiye’de fintech sektörü genç olmasına rağmen hızla gelişen bir sektördür.Bu sektör Türkiye’de en çok yatırım alan girişim alanlarından biridir. Çeşitli raporlara göre Türkiye’deki dijital finansal kuruluşlara yatırımların 15-20 milyon seviyesinde olduğu görülüyor. Aynı zamanda Türkiye Paraşüt, İyzico, KetchupLoyalty Marketing, Ödeal, Monitise gibi çoğu yurt dışından yatırım alan fintech şirketlerine sahip. Bu şirketlerin yıllık büyüme hızı %15-20 civarında olduğu görülüyor. H2 Ventures ve KPMG’in birlikte hazırladığı dünyanın en yenilikçi fintech firmalarını kapsayan raporunda iki Türk girişimin listeye girmesi dikkat çekti. Bu listeye giren iki şirket Papara ve MenaPay oldu.

    Dünya da ise fintech girişimlerinden 1 milyar doların üzerinde değerlemesi olanların çoğunluğu Çin ve ABD merkezlidir. ABD’de finans sektörüne yapılan toplam yatırımların %65’ine fintech firmaları sahiptir. Dünya da en çok kullanılan fintech hizmetleri; tasarruflar ve yatırımlar, borçlanma, sigorta, finansal planlanma, para transferleri ve ödemeleri ve kripto para alım-satımıdır. Türkiye ve dünyadaki verilere bakıldığında geleneksel finans kurumlarının birkaç yıl için de köklü değişikliklere gitmesi ve teknolojiyi hizmetlerine entegre etmeye başlaması çok olası görülüyor.

    Bu yazımızda dijital dünyanın en gözde sektörlerinden olan fintech kuruluşlarını detaylı olarak inceledik. Hızla gelişen teknolojilerle birlikte bu kuruluşları, gelecek günlerde ne gibi yatırımlar ve gelişmeler bekliyor hep birlikte göreceğiz.

    Kaynakça:

    www.iyzico.com

    uzmanposta.com

  • Trendyol Partner Sistemi Nedir, Avantajları Nelerdir ?

    Trendyol Partner Sistemi Nedir, Avantajları Nelerdir ?


    Trendyol şu an Türkiye’de bulunan en büyük e-ticaret pazaryeri olarak geçmektedir. Birçok satıcı özellikle pandemi sonrasında bu pazarda yerini almış bulunmaktadır. Rakamlarla konuşmamız gerekirse Trendyol 2020 yılının sonunda 98 bin işletmeyle, 1,1 milyon bireysel satıcıyla iş birliği kurmuş ve toplamda 347 milyon adet ürün satılmıştır. Google aramalarında da Instagram ve Facebook gibi sosyal medya hesaplarından hemen sonra en çok arananlarda yer almaktadır. Trendyol partnerlik sistemiyle de hali hazırda yasal olarak şirket sahibi olan kişiler bu pazar yerinde satış yapabilmektedirler.

    Neden Trendyol Partnerlik Sistemi?

    Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi Trendyol Türkiye’de bulunan en büyük E-Ticaret Pazaryeri olarak geçmektedir. 2020 verilerine göre kullanıcı sayısının 19,3 milyon olmasıyla ulaşabileceğiniz müşteri sayısı da oldukça yüksektir. Bu avantajlarının yanında satıcılara sundukları bir sürü ekstra destekleri de bulunmaktadır.

    Trendyol birçok şirketle beraber ortak çalıştığı için örneğin paketleme işlemlerinizde kullanmak için alacağınız ürünlerde bile Trendyol’un anlaşmalı şirketleri bulunmaktadır. Kargo firmalarıyla da bireysel olarak kargo anlaşmalarından daha ucuza kullanabileceğiniz kargo anlaşmalarının olmasının yanında kendi kargo sistemi de vardır. Bunların yanında E-Fatura servisi ön muhasebe işlerinden tutun akaryakıt hizmetlerine kadar birçok firma ile çözüm ortaklıkları vardır. Bu gibi destekler özellikle küçük işletmeler için oldukça yararlı hizmetlerdir.

    Kampanyalar

    Trendyol’un belli dönemler içerisinde düzenlediği kampanyalara katılarak birçok işletmeci ürünlerini daha çok kişiye ulaştırmayı başarmışlardır. Bu kadar büyük bir pazaryerinde reklamını kendi sağladığı kampanyalarda bireysel verilen reklamlardan daha çok kişiye ulaşmanız sağlanmakta ve ürünleriniz daha çok kullanıcı tarafından görülmesi sağlanmaktadır.

    Reklam Destekleri

    Trendyol kendi reklamlarının yanı sıra KOBİlere de reklam destekleri verilmektedir. Normalde 2021 yılının ağustos ayının sonunda bitecek olarak KOBİ Desteği ekim ayının sonuna kadar uzatılmış bulunmaktadır. Bu KOBİ desteklerinin içerisinde sadece reklam desteği değil aynı zamanda akaryakıt ve çalışan desteği gibi destekler de bulunmaktadır.

    Komisyonlar

    Trendyol her ürün için farklı komisyonlar uygulamaktadır. Bunlara internet üzerinden ulaşabilirsin fakat en yüksek komisyonları %25’i geçmemektedir. Bazı komisyon oranları ne kadar yüksek gözükse de birçok satıcı ürün satımının çokluğunun bu komisyon oranını göz ardı edilebilecek olduğunu söylemektedir.

    Ödemelerde Güvenlik

    E-Ticaret sisteminde en önemli şeylerden biri kullanıcıların kart ve kişisel bilgilerinin korunuyor olmasıdır. Özellikle ödeme sırasında kart bilgilerinin güvenliği için Trendyol, 3D Secure ve Trendyol Cüzdan yöntemlerini kullanmaktadır. Müşteri verilerinde oluşabilecek herhangi bir sorun bu gibi E-Ticaret sitelerine çok büyük sorunlar çıkartabileceği için Trendyol’da bu konuya oldukça dikkat etmektedir.

    Mağaza Açımı

    Trendyol’da mağaza açmak oldukça kolaydır. Hali hazırda kurulu bir şirketiniz varsa Vergi Levhanız ve şirket bilgilerinizle beraber başvurduktan 2 veya 3 gün içerisinde siz de kolayca bu pazaryerine katılabilirsiniz.

    Daha detaylı bilgi için Trendyol Pazaryeri sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

  • Dijitalizasyon ve COVID-19’a Genel Bakış

    Dijitalizasyon ve COVID-19’a Genel Bakış

    Dijitalizasyon Nedir? Sayısallaşma (Digitization) ve Dijital Dönüşüm (Digital Transformation) ile Farkları nelerdir?

    Dijitalizasyon (digitalization), günümüzde sürekli gelişen teknoloji ile var olan iş modellerinin değişmesidir. IMF’in tanımına göre dijitalizasyonun kapsamı çok geniştir ve çeşitli yeni uygulamaları kapsar. İş modellerinde ve ürünlerde ekonomiyi ve sosyal etkileşimleri dönüştürür. Bir yandan yeniliklere olanak tanırken bir yandan da artık eskide kalmış uygulamaların kullanımını geçersiz kılar. Yeniliklere örnek vermek gerekirse, bulut teknolojileri, sensörler, bigdata ve 3D baskı diyebiliriz.

    Dijitalizasyon ve sayısallaşma bazen birbiri yerine kullanılan terimler olsa da ikisi birbirinden farklı kavramlardır. Sayısallaşma (digitization), fiziksel olarak saklanan bir bilginin dijitale aktarılmasıdır. Arşivlerde kalan bilgilerin dijital ortamda yer edinmesine olanak sağlar. Dijital dönüşüm (digital transformation) ise işlenir hale gelen bu bilgilerin ışığında daha etkin bir hizmet verebilmek için kurumsal kültüre yönelik radikal değişiklikleri; çalışanların, iş süreçlerinin, ürünlerin ve modellerin dönüşümünü ifade eder. Dijitalizasyon ile dijital dönüşüm bazı kaynaklarda aynı anlamda kullanılsa da aslında, görüldüğü üzere dijital dönüşüm daha geniş kapsamlı bir kavramdır.

    Tüm kavramlara örnek vermek gerekirse; sayısallaşma elimizde bulunan bir tabloyu Excel’e aktarma, dijitalizasyon Excel dosyasını bulutta depolanan Google E-tablosuna dönüştürme, dijital dönüşüm ise çevrimiçi olarak bu Google Tablolarda bulunan veriyi analiz etmek için bir uygulamaya veya bir sisteme aktarmaktır.

    COVID-19’un Dijitalizasyon Sürecine Etkisi

    Son iki yılda dünyayı etkisi altına alan COVID-19, dijitalizasyon süreçlerini de derinden etkiledi. Dijitalizasyon, müşteri sadakati, yeni kitlelere ulaşma, AR-GE süreçleri ve tedarik zinciri yönetiminde önemli bir yere sahip olduğu için pazarlama ve satış alanlarında değişimlere sebep oluyor. COVID-19 ile başlarda yaşanan kısıtlamalardan dolayı insanlar fiziksel olarak bir yere gidip alışveriş yapmaktansa e-ticaret sitelerini daha fazla kullanmaya başladılar. Özellikle de hala sürecini henüz tamamlamamış olan organizasyonlar var olduğu için, COVID-19’un zorluklarını dijitalleşme sürecinde fırsatlara dönüştürmek yolunda neler yapılabileceğini değerlendirmek bu süreçte çok önemli.

    Gavrilla ve Ancillo 2020’de bu konuda yaptıkları çalışmada, COVID-19’un organizasyonlarda ve toplumdaki etkisini; ayrıca girişimcilik, yenilik, sayısallaşma ve dijitalizasyon ile ilişkisini incelediler. Analiz sonuçlarına göre, online alışverişin kullanımının artması ve websitelerin büyümesi ile işletmeler kısıtlamalar altında varlıklarını sürdürebilmek için yeni fırsatlar yaratmak zorunda kaldı. Müşteri sadakatini arttırmak için tedarik zincirlerini düzenlemeye ve müşterilere özel daha kişisel özellikler sunmaya gerek duydu. Dijital pazaryerleri, sosyal ağlar, mobil uygulamaların kullanımı arttı. Müşterilerin taleplerinin değişmesi ve yeni pazar trendlerinden dolayı domain kullanımı arttı ve e-ticaret sitelerinin büyümesi hızlandı.

    Somut bir örnek vermek gerekirse, Webrazzi’nin haberine göre, Trendyol 2020’de günde 15 milyon tekil ziyaretçiye ulaştı. Ayrıca aktif kullanıcı sayısı da COVID-19 ile artış gösterdi. Bu nedenle Trendyol tedarikçilerine finansman, fırsat ve eğitim desteği vermeye başladı. 750 milyon TL’den fazla finansman desteği dışında Trendyol Satıcı Paneli ile tedarikçiler artık satışlarını anlık olarak takip edebiliyor ve satışlarını platformun destekleriyle artırabiliyor hale geldi. Tüm bunlara ek olarak Trendyol Akademi ile tedarikçilere satış arttırma ve pazarlama, ürün yönetimi, satış ve operasyon, muhasebe ve finans gibi konularda eğitimler sağlandı.

    Kaynakça

    www.webtures.com

    www.imf.org

    https://www.linkedin.com/pulse/

    https://webrazzi.com

    www.emerald.com

  • E-Ticaret’te Güvenlik

    E-Ticaret’te Güvenlik

    E-Ticaret’te güvenlik isminden de belli olacağı gibi internet üzerinden güvenli hizmet veya ürün satılmasıdır. Ödemeler ve siparişlerdeki bütün bilgiler internet üzerinde işlendiği için bu konudaki bilgi güvenliği çok önemli bir konudur. Güvenli olmayan siteden yapacağınız alışverişte sizin ile ilgili herhangi bir bilgi dolandırıcıların eline geçebilir veya alışveriş yapmaya çalıştığınız site sizin bilgilerinizin peşinde olabilir. Bunlar gibi oldukça farklı durumlar bulunmaktadır.

    Güvenliğin neden önemli olduğuna hem satıcı hem de alıcı üzerinden bakmamız gereklidir. Eğer düzenli bir şekilde internet üzerinden alışveriş yapıyorsanız kart veya hesap bilgilerinizin güvende olması sizin ilk önceliğinizdir. Eğer kendinize ait bir E-Ticaret siteniz varsa da hem müşteri bilgilerinin hem de şirket bilgilerinin güvende olması sizin birinci önceliğinizdir. Çünkü bu tarz bilgiler ele geçirildiği takdirde hem müşterilerin güvenini kaybetmiş olursunuz hem de insanların bu işten maddi zarar görmesine sebep olabilirsiniz.

    Bunlardan korunmak için de aşağıda bahsettiğimiz güvenlik sistemlerini kullanabilirsiniz.  

    E-Ticaret Güvenlik Sistemleri

    SSL Sertifikası

    SSL Sertifikaları sayesinde e ticaret’te güvenlik internet siteleri verilerini güvenli bir şekilde şifreleyip istemci-sunucu arasında iletişimi sağlar. Bu sertifikalardan herhangi birine sahip olarak hem kendi markanızı ve sitenizin güvenliğini hem de müşteri bilgilerinin güvenliğini sağlarsınız.

    SSL’in başka avantajlarından bahsedecek olursak da arama motorlarında bu sertifikalara dikkat ediyor olmasıdır. Arama motorları da aynı zamanda kullanıcılarına güvenli bir yolculuk sağlamak istediklerinden bu sertifikalara sahip sitelerin, olmayanlardan daha üst sıralarda yer almasını sağlayacaklardır.

    SET(Secure Electronic Transaction) Güvenlik Sistemi

    SET internet üzerinden alışveriş yapımında kredi kartı bilgilerinin şifrelenerek aktarılmasını sağlayan bir sertifikasyondur. Bu sertifikasyon Visa, Mastercard, IBM ve Microsoft gibi şirketler tarafından desteklenmektedir.

    PCI(Payment Card Industry) DSS Sertifikaları

    Bu sertifikada diğerleri gibi aynı şekilde internet dolandırıcılığını engellemek için kullanılmaktadır. Açılımının Türkçesi de “Kartlı Ödeme Endüstrisi Veri Güvenlik Standardı” olarak geçmektedir.  Bu sertifika en üst düzey güvenlik sertifikasıdır. Kullanımı da oldukça basittir. APY’yi indirip sisteminizle uyumlu hale getirdikten sonra sisteminiz artık koruma altına girmiş olur.

    3D Secure

    E ticaret’te güvenli alışveriş yaparken sıkça karşılaştığımız bir yöntemdir. Bu yöntemde alışveriş bitiminde ödeme sayfasında bankadan müşteriye girmesi için tek kullanımlık şifre gönderirler. Şifresiz işlemler tamamlanmaz ve her şifrenin belli bir geçerlilik süresi vardır. Bu güvenlik sistemiyle çalıntı ve kayıp olarak bildirilen kartların kullanılmasını engeller.

    Kaynakça:

    https://e-yaz.com.tr/e-ticarette-guvenlik/

    https://www.redbilisim.com/e-ticaret/e-ticarette-guvenlik/36

    https://www.iyzico.com/blog/e-ticarette-guvenlik-sistemleri/

  • Kısaca Machine Learning (Makine Öğrenmesi) Nedir?

    Kısaca Machine Learning (Makine Öğrenmesi) Nedir?

    Machine Learning (Makine Öğrenmesi), bilgisayarların herhangi bir kodlama yapmadan deneyim yoluyla öğrenme ve geliştirme yeteneği veren yapay zeka uygulamalarıdır. Ayrıca Machine Learning verilere erişir ve kendine ait algoritmalar yaratarak bu veriler ile sistemler oluşturur.

    Machine Learning, veri bilimi alanında önemli bir bileşendir. İstatistiksel yöntemler kullanılarak algoritmalar, sınıflandırmaları veya tahminleri yürüterek veri madenciliği projelerinde önemli bilgileri keşfetmek için kullanılırlar. Bu bilgiler karar verme süreçlerini yönlendirir.

    Machine Learning, günlük hayatımızda kullandığımız Netflix, Amazon ve Spotify gibi öneri sistemleri, Google ve Yandex gibi arama motorları, Instagram, Twitter, LinkedIn gibi sosyal medya uygulamalarının da temelini oluşturuyor. Bilgisayar yazılımlarının geliştirilmesine odaklanıyorlar ve insan müdahalesi yani açık kodlama olmadan algoritmalar oluşturabiliyorlar. Makine öğrenmesi, gündelik hayatımızda sıkça kullandığımız Otomotiv, Sanayi, Finans, Eğlence ve Tıp gibi bir çok alanda da aktif olarak kullanılıyor. Sensörlü sürücüsüz araçlar, kanser tespiti, veri görselleştirme veya pazarlama alanında kullanılan bir çok uygulama ve sistemler makine öğrenmesinden aktif olarak faydalanırlar.

    Büyük şirketler, kullanıcı deneyimlerini analiz etmek ve iyileştirmek için halihazırda makine öğrenmesinden faydalanmaktadır. Dijital pazarlama sırasında büyük şirketler için müşterilerini ve hedef kitlesini segmente etmek fazlasıyla önemli. Kullanıcı profilleri, alışveriş sırasında tercih öncelikleri, ilgi alanları, yaş, cinsiyet ve iş alanları gibi bir çok segmente ayrılan kullanıcı bilgileri devamında kullanılmak üzere depolanır. Doğru iletişim stratejisi belirleme ve alakalı kampanyalar düzenleme aşamasında bu segmentlerin oluşturulmasında oldukça aktif kullanılıyor. Bu teknoloji sayesinde bir sonraki satın alma işlemlerinin ne olacağı da tahmin edilebiliyor. Bu alanda en büyük gelişmelerden birisi de ‘chatbot’ dediğimiz geliştirilmiş müşteri hizmetleri uygulamaları olduğunu söyleyebilirim. Chatbotlar, müşterilerin ihtiyaçlarına yönelik cevaplar ve çözümler geliştirebiliyor. Aynı zamanda chatbotlar, özel olarak her müşteri hakkında bilgi edinmek için Machine Learning sistemlerini kullanıyorlar.

    UC Berkeley, bir Machine Learning algoritmasının öğrenme sistemini üç ana bölüme ayırır.

    3 Adımda Machine Learning Algoritması

    1. Karar Süreci: Bir tahmin veya sınıflandırma yapmak için makine öğrenmesi algoritmaları kullanıyorlar. Etiketlenebilen veya etiketlenemeyen bazı girdi verilerine dayanarak, algoritma verilerdeki bir model hakkında bir tahmin üretecektir.
    2. Hata Fonksiyonları: Bir hata fonksiyonu, modelin tahminini değerlendirmeye yarar. Bilinen örnekler varsa, modelin doğruluğunu değerlendirmek için bir hata fonksiyonu bir karşılaştırma yapar.
    3. Model Optimizasyonu: Model, eğitim setindeki veri noktalarına daha iyi uyuyorsa, bilinen örnek ile model tahmini arasındaki farkı azaltmak için ağırlıklar ayarlanır. Algoritma, bir doğruluk eşiğine ulaşılana kadar ağırlıkları bağımsız olarak güncelleyerek, değerlendirme ve optimize sürecini tekrarlayacaktır.

    Temel Machine Learning Özellikleri

    1. Denetimli (Gözetimli) Machine Learning: Denetimli öğrenme, veri toplamanıza veya önceki deneyimden bir veri çıktısı üretmenize olanak tanır. Deneyimi kullanarak performans kriterlerini optimize etmenize yardımcı olur. Çeşitli hesaplama problemlerini çözmenize yardımcı olur.
    2. Denetimsiz Machine Learning: Denetimsiz Machine Learning, verilerdeki her türlü bilinmeyen modeli bulur. Denetimsiz yöntemler, sınıflandırma için yararlı olabilecek özellikleri bulmanıza yardımcı olur. Gerçek zamanlı olarak gerçekleştirilir, bu nedenle tüm girdi verileri analiz eder ve etiketlendirir. Bir bilgisayardan etiketlenmemiş verileri almak, manuel müdahale gerektiren etiketli verilerden daha kolaydır.

    Bütün işletmeler yakın gelecekte yapay zeka uygulamalarının bir çoğunu, özellikle makine öğrenmesini kullanmak durumunda kalacaklar. Müşterilerine daha iyi ve hızlı hizmetler sunabilmek için güncel teknolojilerini bünyelerine entegre etmeleri artık kaçınılmaz. Makine öğrenmesini yazılım üreten firmalar kullanırlar. Ve aynı zamanda ürün/hizmet satan firmaların ve de bireysel kullanıcıların vazgeçilmezi haline gelmiştir. Hayatı kolaylaştıran ve hızlandıran etkiler yaratmaya devam ediyor.  Gelecekte bu kavramı daha çok duyacağımızdan eminiz.

    Kaynakça

    netuce.com

    www.expert.ai

    www.smartinsights.com

  • Kısaca Mobil SEO Nedir, Nasıl Çalışır?

    Kısaca Mobil SEO Nedir, Nasıl Çalışır?

    Mobil SEO

    Günümüzde özellikle Covid-19 salgını sürecinde insanların teknolojiyle olan büyük etkileşimi tartışılamaz bir gerçek haline geldi. Verilerle konuşmamız gerekirse Statista’dan elde edilen verilere göre 2023’te dünyada 4.1 milyar insan akıllı telefon kullanıyor olacak. Teknolojide durum böyleyken tabii ki de internet üzerinden para kazanan birçok insan web sitelerini veya uygulamalarını akıllı telefonlara göre optimize etmeye çalışıyorlar. Yani Mobil SEO tarafında çalışmalarını sürdürmekteler.

    Arama motorlarında bu optimizasyonu sağlamak için mobil SEO alanında elde ettiğimiz verileri kullanıyoruz. Bu alanda kullanımı göze en çok çarpan arama motoru Google’dır. İnternet aramalarında Google %95 gibi bir oranla(mobil için) neredeyse bütün sektörü elinde bulundurmakta. Bu yüzden bizde size bu yazımızda kısaca Mobil SEO’nun nasıl çalıştığını ve web sitenizi nasıl optimize edebileceğinizi daha çok Google arama motorunu temel alarak anlatacağız.

    Sitenizin Mobil SEO İçin Uyumlu Olması

    • Farklı URL’ler kullanılması

    Mobil için site oluştururken birçok yol kullanabilirsiniz. Bunların örneklerinden biri iki farklı URL kullanmaktır. Masaüstü siteniz için www.orneksite.com ve mobil içinse www.m.orneksite.com kullanabilirsiniz. Ama bu yöntem eskilerde kalmış bir yöntemdir. Büyük bir siteyi bu şekilde mobil siteye çevirmenin zorluğunun yanında içerik anahtar kelimelerini ayarlamak da oldukça sıkıntıya sebep olmaktadır.  Bu yüzden bu yöntemdense aşağıda bahsedeceğimiz diğer iki yöntemden birini kullanmanız sizin için daha iyi olacaktır.

    • Dinamik Sunum ile Aynı URL Farklı HTML ve CSS Kullanımı

    Bir diğer yol ise “Dynamic Serving” denilen Türkçesi “Dinamik Sunum” olan yöntemi kullanmaktır. Dinamik sunumda amaç kullanıcının hangi araçtan (mobil, tablet veya masaüstü) siteye girdiğini anlayarak aynı URL’den farklı HTML (ve CSS) ile kullanıcıya yanıt verilmesidir. Bu yöntem bir önceki yönteme göre uygulanması daha çok tavsiye edilen bir yöntemdir. Fakat çıkan her yeni cihaz türü için tekrar tekrar sayfalarınızın yeni versiyonlarını oluşturmanız gerekeceği içinde sizi zorlayacaktır.

    • Responsive Tasarım Web Sitesi Kullanımı

    Son olarak “Responsive Design” denilen yöntemden bahsedebiliriz. Responsive kelime anlamı olarak Türkçede ‘duyarlı’ demektir. Kelimenin kendisinden de anlayabileceğimiz gibi responsive tasarımda hali hazırda bulunan sayfanızın farklı boyutlara göre yeniden yapılandırılarak kullanıcıya sunulmasıdır. Bunun için ne ayrı ayrı tasarım yapmanıza ne de ayrı bir URL oluşturmanız gerektirmektedir.Bu sebeplerden dolayı oldukça yararlı bir ve kullanışlıdır.Bunun yanı sıra SEO dostu bir tasarımdır.

    Bu 3 yöntemi karşılaştırırsak en iyi yöntemin Responsive Tasarım olduğunu söyleyebiliriz.

    Siteler Nasıl Mobil SEO İçin Daha Uygun Hale Getirilebilir?

    Web sitesi tasarımını hallettikten sonra dikkat etmeniz gereken belli başlı şeylerde var. Özellikle site hızınızın oldukça yüksek olmasına dikkat etmeniz gerekmektedir. Birçok kullanıcı 2 saniyeden uzun sürede açılan sayfaların açılmasını beklemeden siteden çıkış yapıyorlar. Bu yüzden kullanıcıyı yakalamanız ilk yolunun oldukça hızlı açılan bir web siteye sahip olmaktan geçtiğini söyleyebiliriz. Bunun için dikkat edilebilecek şeylerden biri çok yüksek çözünürlüğü sahip olan ve çok büyük alanlar kaplamayan fotoğraflar kullanmamaktır. Aynı şey kullanılan videolar için de geçerlidir. Çok yüksek çözünürlüklü video kullanarak sitenizin açılmasını geciktirmemenizi tavsiye ederiz.

    Site hızınızın nasıl olduğunu ölçmek istiyorsanız aşağıdaki verilen adresi kullanabilirsiniz:

    https://developers.google.com/speed/pagespeed/insights/

    Mobil uyumluluk içinde https://search.google.com/u/1/test/mobile-friendly sitesini kullanabilirsiniz.

    • Pop-up Kullanımı

    Aynı zamanda kullandığınız pop-uplara dikkat etmeniz gerekli. Kullanıcıların pop-upları sevmemesinin yanında Googleda bazı türlerinden hiç hoşlanmamakta. Bu yüzden arama sıralamasında altlara düşmek istemiyorsanız kullandığınız pop-up türüne dikkat etmenizi şiddetle öneriyoruz.

    Aşağıda Google’ın kabul ettiği pop-up türlerini görebilirsiniz.

    Ve önerilmeyen pop-up türleri:

    • Site Haritasının Oluşturulması

    Daha önceki SEO yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi site şeması her türlü SEO için oldukça önemlidir. Bu yüzden mobil siteniz içinde bir site şeması oluşturmak sizin için oldukça iyi sonuçlar verecektir. Bunun için schema.org kullanabilirsiniz.

    Son olarak da ilginç bir bilgi de masaüstünde size verilen karakter sayısı yaklaşık 70 karakter iken bunun mobil de 78 karakter olmasıdır. Bu sayede daha uzun başlıklar kullanabilirsiniz.

    SEO üzerine diğer yazılarımız için:

    Site İçi SEO Nedir ? 8 Maddede Site İçi SEO Çalışmaları

    4 Adımda Nasıl ve Neden Local (Yerel) SEO Kullanmalısın?

    Site Dışı SEO ve Taktikleri

    Kaynakça:

    backlinko.com

    moz.com

    www.mediaclick.com.tr

  • Growth Hacking Pazarlama Dünyasında Nedir?

    Growth Hacking Pazarlama Dünyasında Nedir?



    Growth Hacking; veriye dayalı, deneye dayalı  ve bir sürece dayalı olarak yalnızca büyümeye odaklanan bir alandır.
    Growth hacking, yalnızca büyümeye odaklanan stratejiler için bir şemsiye terimdir. Genellikle küçük bütçelerle kısa sürede büyük büyümeye ihtiyaç duyan erken aşamadaki girişimlerle ilgili olarak kullanırız.

    Pazarlamacılar “growth hacking” terimini o kadar çok kullanıyorlar ki, tanımlanması ya da daraltılması imkansız hale geldi.

    Ancak buna rağmen, modaya uygun kelimenin ötesinde gerçek growth hacking, bir şirketi on kullanıcıdan on milyona çıkarmak için kritik öneme sahiptir.

    Facebook veya Airbnb’ye bir göz atın. Artık devasa aktif kullanıcı tabanları var ve oraya büyüme odaklı taktikler kullanarak ulaştılar.

    Growth hacking stratejilerinin amacı, genellikle mümkün olduğunca az harcama yaparken mümkün olduğunca çok kullanıcı veya müşteri edinmemizi sağlar. Bu terimi, 2010 yılında GrowthHackers’ın kurucusu ve CEO’su Sean Ellis tarafından ortaya atılmıştır.

    Growth Hacker Nedir?

    Bir growth hacker , ürünü optimize ederek farkındalıktan pazarlamaya ve marka elçilerine kadar müşteri yolculuğunun herhangi bir bölümünde sistematik olarak yeni büyüme fırsatlarını araştırır

    Growth hacker, işletmelerin müşteri kazanmasına ve müşterilerini elinde tutmasına yardımcı olmak için yaratıcı, düşük maliyetli stratejiler kullanan kişidir. Bazen growth hackerlara büyüme pazarlamacıları da denir, ancak growth hackerlar sadece pazarlamacı değildir. Ürün yöneticileri ve mühendisler de dahil olmak üzere bir ürün veya hizmete dahil olan herkes bir büyüme korsanı olabilir

    Growth hackerlar, takıntılı, meraklı ve analitik olma eğilimindedir:

    • Growth hackerlar yalnızca işi büyütmeyle ilgili stratejilere odaklanır.
    • Yenilikçi büyüme stratejilerini varsaymakta, önceliklendirmekte ve test etmektedirler.
    • Neyin işe yaradığını görmek için analiz eder ve test ederler.

    İdeal growth hacker, büyüme önceliklerini nasıl belirleyeceğini, müşteri kazanımı için kanalları nasıl belirleyeceğini, başarıyı nasıl ölçeceğini ve büyümeyi nasıl ölçeklendireceğini bilir.

    Growth Hacking ile Pazarlama Arasındaki Fark Nedir?

    Growth Hacking ile geleneksel pazarlamacılar arasındaki iş tanımında, bu ikisini tek bir sepete koyamayacağınız birçok farklılık var ve bu da büyüme korsanlığının kendi terimini hak ettiğini gösteriyor.

    Bu nedenle, birçok kişi ve özellikle kurumsal iş dünyasında, basit tutmak için (ve ‘hack’ kelimesiyle ilgili kötü çağrışımlar için) ‘ Büyüme Pazarlaması ‘ terimini kullanır .

    Dikkatinizi çekebilir: /blue-ocean-mavi-okyanus-stratejisi


    Pazarlama ile arasındaki altı fark:

    • Bir growth hacker bir sonraki büyüme fırsatlarına odaklanırken, pazarlamacılar genellikle mevcut günlük pazarlama ve markalama ile zaten çok meşguldür.
    • Çoğu pazarlamacının Bilinirlik ve Edinme’ye baktığı Tutma ve Yönlendirme dahil olmak üzere dönüşüm hunisinin tamamını kullabilirler .
    • Bir growth hacker küçük deneyler yapabilir ; Bir pazarlamacının genellikle daha büyük, uzun vadeli projeler üzerinde çalıştığı durumlarda, hangi yönlerin en iyi sonucu verdiğini/en fazla potansiyeli gösterdiğini test eder.
    • Bir growth hacker , çoğu pazarlama departmanı için durum böyle olmasa da, veri odaklı çalışır .
    • Bir growth hacker, programlama, takımlama ve otomasyon gibi daha teknik becerilere sahiptir  .
    • Ürüne bir growth hacker dahil , çünkü diğer şeylerin yanı sıra aktif müşterilerin elde tutulmasına dikkat etmesi gerekiyor.


      AARRR kısaltması, kulağa hoş geldiği için “hacker  metrikleri” olarak da anılır, orijinal olarak 500Startups’ın kurucu ortağı ve aktif yatırımcı Dave McClure tarafından icat edilen bir büyüme korsanlığı terimidir. Startup’larla çalışma ve girişimcilik alanında başarılı olma deneyimi sayesinde, bir CEO/kurucu olarak başarılı olmak için bu kısaltma altında sadece beş temel performans göstergesine odaklanmak gerektiğini savunuyor.Bu HAcker Metrikleri Nedir?

    Korsan Hunisi(AAARRR), bir şirketi parçalara ayırmak için bir çerçevedir ve dikkatinizi nereye odaklamanız gerektiğini gösterir. Harfleri Farkındalık, Edinme, Etkinleştirme, Elde Tutma, Yönlendirme, Gelir için AAARRR yazdığından Korsan  Hunisi olarak adlandırırız.


    6 Metrik: AAARRR

    • Farkındalık – Kaç kişiye ulaşıyorsunuz?
    • Edinme – Web sitenizi kaç kişi ziyaret ediyor?
    • Aktivasyon – İlk önemli adımı kaç kişi atıyor? (Örn: Kaydolun, bir uygulama yükleyin veya ilk yorumlarını gönderin)
    • Tutma – Kaç kişi ikinci/üçüncü/onuncu kez geri geliyor?
    • Gelir – Kaç kişi ödemeye başlar? Ve ne kadar ödüyorlar?
    • Yönlendirme – Kaç kişi arkadaşlarınızı işletmenize yönlendiriyor?
      Farkındalık
    • Farkındalık potansiyel müşterileri markanız ve çözümünüz hakkında marka oluşturma çabalarıdır.
    • Bu, sosyal medya erişimi, seo için optimize edilmiş içerikleri kapsar.
    • Bunu ele almak için pazarlamacılar sosyal medya stratejisini deneyebiliriz. Blog trafiğini artırmak için hangi yayın sıklığının en etkili olduğunu veya en fazla etkileşimi hangi tür içeriğin aldığını test edebilirler.
      Edinme
    • Edinme, etrafındaki süreçtir müşteri adayları üretmekve içerik, sohbet robotları, ücretsiz üyelik veya başka bir yöntem yoluyla net yeni müşteriler edinmedir.
    • Örneğin, Slack, kullanıcıları bir e-posta toplama formu aracılığıyla ederler.
    • Bir büyüme pazarlamacısı, mesajlaşma, düğme yönü ve rengi veya sayfa yönü üzerinde denemeler yaparak form gönderimlerinin miktarını deneyebilir ve artırabilir.
      Aktivasyon
    • Aktivasyon, insanların satın aldıkları ürün veya hizmeti mümkün olduğunca çok veya hızlı bir şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Alışma süreci bunun bir parçasıdır.
    • Örneğin, Facaebook kullanıcılar platformdaki ilk on gün içinde yedi arkadaş eklediyse, geri dönme ve platformla etkileşime devam etme olasılıklarının çok yüksek olduğunu söyledi.
    • Büyüme pazarlamacıları, nasıl arkadaş bulup eklediklerini deneyerek bunun olmasını sağlamanın yollarını arayabilirler.

    Gelir

    • Gelir, bir ürün satın alan müşteriler, bir hizmet için sözleşme imzalamak veya mevcut ürün veya hizmetlerini yükseltmek gibi bir şirkete para kazandıran tüm eylemleri içerir.
    • Büyüme pazarlamacıları, üzerinde denemeler yaparak gelirle ilgili metrikleri ele alırlar. Fiyatlandırma stratejileri ve  fiyatlar sayfasında fiyatların nasıl görüntülendiği. Ayrıca, bir kullanıcı planlarının sınırına yaklaştığında mesaj göndermek gibi satış taktiklerini de inceleyebilirler.
      Saklama(Tutma)
    • Tutma, müşteriler memnun.
    • Elde tutmayı artırmak için büyüme pazarlamacıları, müşterilere kişiselleştirilmiş desteğin nasıl sunulacağına veya kullanıcıların bir üründen elde ettiği değeri nasıl artıracağına bakarlar.
    • Örneğin, Slack, “atla” arama çubuğu yerine “komut + K” kısayolunu kullanıldığını fark etti. Arama çubuğunu gizleme seçeneğine yer verdi.
    • Bu kişiselleştirme kullanıcıların üründen daha fazla değer keşfetmesine yardımcı olur.
      Referans(Yönlendirme)
    • İdeal olarak, insanlar ürününüz veya hizmetlerinizden o kadar memnun olurlar ki, sadece yeni işlere yönlendirirler. Ancak pazarlamacılar bunu teşvik etmek için tavsiye programları da oluşturabilirler.

    Growth Hacking’e Nasıl Başlanır?

    Her şeyden önce, ürününüzü oluşturun ve insanların onu istediğinden ve bunun için ödeme yapmaya istekli olduğundan emin olmak için test edin. Bu, temel alıcı kişiliklerinizi anlamanız ve buna göre büyüme pazarlama taktiklerini hedefleyebilmeniz için veri toplamanıza yardımcı olacaktır.

    Ürününüzü düzenli aralıklarla güncelleyin ve doğru yolda olup olmadığınızı her zaman bilmeniz için müşteri geri bildirimi almaya devam edin. Aynı zamanda, sürekli büyümeyi desteklemek için ürününüzü pazarlayın ve bu sonuçların başarısını takip edin. A/B testi ve diğer dönüşüm optimizasyon teknikleri, etkili büyüme korsanlığı için çok önemlidir.

    Growth Hacking Stratejileri

    Çoğu büyüme hackleme stratejisini üç ana alana ayırırız:

    • İçerik pazarlama
    • Ürün Pazarlama
    • Reklam

    Kullanılan taktiklere bağlı olarak içerik pazarlaması, ürününüz hakkında bilgi edinmenin düşük maliyetli bir yolu olabilir. Sonuç olarak tipik içerik pazarlama faaliyetleri şunları içerir:

    • Bir blog başlatmalı ve değerli, paylaşılabilir içerik oluşturmalılar
    • Misafir bloglama
    • Sosyal medya içeriği oluşturma
    • E-kitap ve teknik inceleme yazmak
    • Podcasting
    • Web seminerleri çalıştırma
    • Çekilişler
    • Blogcuların ürününüzü incelemesini sağlama
    • İlgili forumlara, gruplara ve alt dizinlere katılma
    • Etkileyici pazarlama
    • Kullanıcılarla daha güçlü bir bağlantı kurmak için e-posta pazarlamasını kullanma
    • SEO ile içerik görünürlüğünü artırma

    Ürün pazarlaması, ürününüzü daha çekici hale getirmek ve kullanıcı tabanı oluşturmak için teknikler içerir. İçerirler:

    • Yalnızca davetli bir kayıt sistemi kullanarak kaçırma korkusundan (FOMO) yararlanma
    • Kullanıcının işe alım sürecini daha eğlenceli hale getirmek için oyunlaştırma ve ödüller sunma
    • Hem yönlendirene hem de yeni kullanıcıya fayda sağlayan yönlendirmeler için teşvikler sunmalıdır
    • İçerik pazarlaması büyüme taktiklerini de kullanacak olan bağlı kuruluş pazarlamasıdır.

    Growth Hacking, işlerini tanıtmak için sosyal reklamcılık ve tıklama başına ödeme (PPC) reklamcılığını da kullanabilir.

    Özet Olarak Growth Hacking Nasıl Kullanılmalıdır?

    1. İnsanların gerçekten istediği bir ürün yarattığınızdan emin olun ve
      niş alanınıza ücretsiz içerik koymak ve sosyal medyada paylaşmak,
      -İyi fikirler elde etmek için sorular sormak ve fikirleriniz hakkında
      anında geri bildirim toplamak,
      -Çözümü tam olarak oluşturmadan önce müşteriler edinerek fikirlerinizi doğrulamak.
    2. Herkesi Hedef Almayın ve Odağınızı Daraltın
      -Bunu onlar için özel bir deneyim haline getirin,
      -Kendi topluluklarına yaymalarına yardımcı olun.
    3. Müşteri Edinme Yoluyla Büyüme Hackingi ürününüzün paylaşımını teşvik ederek viral olun,
      -Yapışkan özelliklerle kullanıcıları uzun vadede elde tutun
      veya karlı bir şekilde yeni müşteriler satın almalı, her müşterinin yaşam boyu değerini artırmalı.
    4. Müşteri Aktivasyonu Yoluyla Growth Hacking
      insanları ürüne hızlı bir şekilde dahil etmek için kullanıcı akışlarını kolaylaştırın,
      -Müşterileri sorunsuz bir şekilde dahil etmek için ürün eğitimleri oluşturun.
    5. Karşı konulmaz Tekliflerle Müşteriyi Elde Tutmayı Arttırmalı
      -Tetiklenen e-postalarınıza ücretli yeniden pazarlama kampanyaları ekleyin,
      -Mesajlaşmayı insanların yapıp yapmamasına göre değiştirmek için önceden planlayın.
    6. Growth Hacking Yoluyla Geliri Arttırın,
      -Büyük gelir artışları, müşterilerin ön ödeme yapmasını sağlamak kadar basit olabilir,
      -Bu, ürün şirketlerinin kötü şöhretli nakit akışı sorunlarını düzeltir,
      -Satın almadan ayrılabilecek insanları kurtarmalıyız, e-ticaret alışveriş sepetini bırakma e-postaları gibi düşük asılı meyvelere odaklanabilmeliyiz.
    7. Daha Fazla Tavsiye Alın
      -Net Destekçi Puanı, insanların sizi arkadaşlarına veya meslektaşlarına tavsiye edip etmeyeceğini tahmin eder.
      -Bu sayıyı zaman içinde veya sektör karşılaştırmalarıyla karşılaştırın,
      -Viral ürünlerin büyümek için birden fazla viral katsayıya ihtiyacı vardır.
    8. Ürününüzü Sürekli İyileştirin
      -Sürekli olarak yinelenen ve güncellemeler yayınlayan,
      -Her ayrıntıyı test eden yerleştirme sürecini optimize edin.

    Growth Hacking Örnekleri

    Başarılı growth hacking kampanyalarının bazı iyi bilinen örnekleri şunları içerir:

    • Mevcut kullanıcıları ek depolama alanıyla yenilerini davet ettikleri için ödüllendiren Dropbox
    • Her giden e-postaya bir satır ekleyen ve insanları yeni bir hesaba kaydolmaya teşvik eden Hotmail
    • Uygun fiyatlı konaklama arayan kişileri bulmalıyız ve pazarlamak için Craigslist’i, AirBnB kullanır.
    • Facebook’un 50 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşması sadece sekiz yıl sürdü. Böyle bir büyüme görülmemişti. O zamanlar tarihiydi.
      -Ancak Uber aynı değere 5 yılda ulaştı.

      Kaynakça : https://neilpatel.com/what-is-growth-hacking/